ÖZGÜNLÜK ÜZERİNE
Binlerce yıllık tarih bize şunu göstermiştir;
Birebir aslı ile aynı olmasına karşılık nasıl ki sûretler asılların yerini kat'iyen tutamıyorsa taklitler de zinhar asıllarını yaşatamazlar.
Bir milletin medeni harsını, sinerjisini oluşturan dilsel, kültürel,sanatsal vb.faaliyetler şayet asılları taklit ediyorsa silüetten öte geçemez, kalıcı ve ebedî olamazlar.
Mimar Sinan'ın, Mimar Kemalettin'in, Osman Hamdi'nin, Itrî'nin, İlhamî'nin (III.Selim) Cahit Arf'in, Yunus'un ve Hacı Bektaş Veli'nin çağdaşlarını, örneklerini, özgün eserleri ile dönemine göre gösterebiliriz lâkin ne hazin ki günümüzün ilim ve irfan dünyasının, Sanatın ve Edebiyatın canlı ve özgün tecessüm eden örneklerini mumla aramanın yanında tek düze bir güruhtan ve kalabalıktan öteye gitmeyen zevksiz ve ruhsuz örneklerine de şahit olmaktayız. Modernite döneminde nitelikli ve özgün eserler yaratan bir medeniyetin ucubelerle dolu yapıtlarıyla örülü ve şehrin gürültüsü ile soslanmış vaziyetini görmek ve müteessir olmamak elde değil.
Post-modern dönemin postunu sırtımıza giydirdiler, "modern"ini hapır hupur yuttular.
Sırtında postu ile dolaşan zevkten,estetikten, özgünlükten ve zerafetten yoksun âciz bir güruh ne yazık ki elimizde kaldı.
Yorumlar
Yorum Gönder